Plumsizm Manifestosu
Herkesin benzer olduğu bir dünyada kendin olmak bi sabotaj eylemi gibi görünse de; esasında kurtuluş yolunun karanlığına düşen ilk gölge -aydınlığın habercisi- bu arayışla başlar.
Hayata başka insanların koyduğu tanımları keşfederek atılırız. Doğduktan sonra konuşmayı ve konuşacağı dili keşfeden ufak çocukların bile hangi ses ahengi ile neyi ifade edeceği çok önceden belirlenmiştir. Bu sebepten kelimeler dahi ancak onları var eden insanlar için nokta atışı bir tanımdır ve her bir tanım kaşifine özgüdür. Ancak insanlar yapay tanımları yadsınamaz gerçekler olarak görürler. Bu ise,sadece gölge olarak yansıyabilecek o güçsüz ışık kaynağının tam önüne başkasını koyup, yabancı bir gölgeye aşina olmaktır.
Dünya üzerinde yeni olan bir bireye, kodlarını yazan birileri tarafından dikte edilen bu aşinalık; şahsı kendi gölgesine yabancı kılar. Bu gölge, tüm kişiliği, fikirleri ve aidiyeti bünyesinde toplayacak kadar büyük bir alan kapladığından; bu yabancılıkla yaşam, ömür boyu devam edebilir. Ve bu harcayış biçmi, bir ömrü harcamanın belki de en acı yoludur: Hiç farketmeden harcamak.
Plumsizm ise tanım bağımlıları hissetsin diye, tanımsızlığa verilen bir tanımdır. Genelgeçer hiçbir kural bünyesinde barınmaz. Üç boyutlu yaşamın, iki boyutlu beş harf ile anlatılamayacağını savunur. Zira hayattaki en yaşanmaya değmiş hayat; ölüm anında "Yaşadım!" derken kim olduğunu ve ne yaşadığını bilenlere aittir.
Yapay kalıplara ait hissetmeyenlerin,hissettiklerini savunanlara bir borcu yoktur.
Keyifli okumalar..
İnsanın içinde yaşadığı bu anlamsızlıklardan oluşan anlam atfedilen dünyaya bu şekilde ayna tutabilmek aslında siz buradasınız şu andasınız diyebilmek asırlardır bir şeyleri sorgulamış her şairin yazarın ideallerinden biridir. Bu okuduğum derin kafa karışıklığı da birilerinin sorularına crvap birikerinin hikayesinin ilk cümlesi olmuş yazarını tebrik ve aydınlığı için teşekkür ederim
YanıtlaSilGüzel yazı, güzel tanım tebrikler.
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilDikte edilen yapılar ne kadar gerçek olsa da bir o kadar da korkunç ve bir katilin mezbaa anıları gibidir. Gölgelerin gölgesine sonrada onların gölgesinde yaşayıp giden bu pür nesillerin daha kaç tane gölgesi olacaktır kim bilir. Fakat kafasının bu gölgeden dışarıya çıkaran için de kolay değildir, tanımsızlığa katlanmak, mütemadiyen zor ve meşakatlidir. Fakat bilmelidir bu bilinmezlik deryası pek tatlı bir zevktir. Kendi benliğini yaratmanın ona katlanmanın neşesidir evvelinde.
YanıtlaSilOldukça güzel bir yorum katmışsınız,teşekkürler.
SilRica ederim.
Sil